Dehidrasyon, Vücuttan Su Kaybı

Dehidrasyon yani diğer adı ile vücuttan su kaybı hadisesi; insan vücudunun aşırı derecede sıvı kaybetmesi ile oluşur. Veya kronik olarak da görülebilmektedir.

Besin zehirlenmesi ve bağırsak enfeksiyonları gibi durumlarda, kusma ve ishal sebebiyle elektrolit denen sodyum ve potasyum kaybı olur. Ancak susama duygusu ortaya çıkmaz. Kişi susuz kalır ve buna “dehidrasyon” ve “kuruma” adı da verilir.

Vücuttaki su kaybı ya da su ihtiyacı, dehidrasyon denilen susuzluk düzeyine ulaştığı zaman, 3 yolla susama refleksi uyarılır.

1-Tükürük salgısı azalır, ağız ve yutak mukozasında kuruma olur. Vücut suyu % 3 oranında azaldığında, yani yaklaşık 2 litre su eksildiğinde görülür.
2-Kandaki yoğunluk artarak osmotik basınç sonucu, beyinde hipotalamus bölgesinde bulunan osmoreseptörlere uyarı gönderilir.
3-Kan hacminde azalma sonucu beyinde yine hipotalamusta bulunan susama merkezi uyarılır ve reninanjjotensin yolu aktifleşir.

Bu 3 yolla beyindeki susama merkezi uyarılır ve susuzluk hissi oluşur. Su içilirken, mide ve bağırsaklarda oluşan gerilme ve kanın osmotik basıncındaki azalmayla birlikte su içme aktivitesi sonlanır.

Ağız kuruluğunu, bir şey yiyerek veya su dışında bir içecekle gidermek, vücudun susuzluğunu gidermez. Vücut susuzluk sinyali verdiğinde, kişi bu sinyale su içerek cevap vermelidir. Aksi halde, vücut bu sinyali tekrar gönderir. Bu durum, uzun süre devam ederse vücut artık susuzluğa adapte olur ve kişi susamayı algılamaz. Susama algısını yeniden hissedebilmek için belli bir düzende, su içmeye başlamak önerilir.

Yapılan araştırmalarda, vücudun gün boyunca açlık sinyaline oranla daha çok ve belirgin olarak susuzluk sinyali verdiği tespit edilmiştir.

Susuzluk hissi ve Şişmanlık
Besin alımı ile ilgili iki duygu vardır. Bu iki duygu, beyinde enerji düzeyinin düşmesiyle ortaya çıkar.

Bunlar: yiyecekler için duyulan açlık ve içecekler için duyulan susuzluktur.
Her ikisi de aynı bölgede hissedilir ve histamin tarafından tetiklenir. Ancak genellikle bu iki duygu aynı belirtileri gösterir ve kolayca karıştırılır. Çoğu kez, susuzluk duygusu, açlıkla karıştırılır.

Kişi: aslında sadece ağzı kuruduğunda susadığını düşünür. Ancak su içmek için, ağız kuruluğunu beklememek gerekir. Çünkü genellikle ağır bir yemekten sonra verilen bu sinyal, vücudun susuzluğunun artık son aşamaya geldiğini gösterir.

Açlık ve susuzluk duygularını ayırt etmenin en iyi yolu, yemekten önce su içmektir. Ancak genelde, insanlar önce yemek yer, sonra su içerler. Şişmanlığın asıl sebebinin bu olduğuna inanılmaktadır. Çünkü şişman kişiler, histamin ilk su çağrısı yaptığında, genellikle yanıt için yemek yerler. Çünkü tat tomurcukları için, yemekler sudan daha lezzetlidir.

Histaminin susuzluk ya da vücudun zihinsel veya toplumsal strese verdiği tepki, zamanla aşırı yemek yeme alışkanlığına dönüşür. Çünkü susuzluklarını yemek yiyerek gidermeye çalışırlar. Hatta katı yiyecekler yenildiğinde, biraz su içilir ve bu şekilde giderilen susuzluk, vücudun geçici bir süre için su yetersizliğine uyum sağlamasına neden olur.

Susuzluk kronik hale gelir ve susuzluk duygusu yavaş yavaş kaybedilir ve genellikle hipertansiyonla başlayan ve gelecekte diyabet sorunlarını da beraberinde getirecek şişmanlığın temel sebebi olabilmektedir.

Yaşlılıkta susuzluk: İnsanlar yaşlandıkça, susuzluk merkezleri duyarlılığını kaybeder. Örnek: birçok yaşlı insan, serum takılacak kadar aşırı su kaybı olmasına rağmen, kendilerini susamış hissetmezler.
Bu durumda, düzenli su içmek şarttır.

Susuzluk duygusunun yok olmasını önlemek için yapılması gerekenler
1-Her yemekten yarım saat önce veya 2,5 saat sonra: 2’şer bardak su içilmelidir. Vücudun açlık ve susuzluk duygularını birbirinden ayırması, yaklaşık yarım saat sürer. Bu sürenin sonunda, kişi kendisini tok hissedecek ve sadece besin ihtiyacı olduğunda yiyecektir. Bu yolla, yiyecek tüketimi aşırı ölçüde azalacak ve seçimler değişecektir. Yeterli su alındığında şişmanlatıcı karbonhidratlardan çok proteinler tercih edilecektir.

2-Alınan kilolar verilir. Arttırılan su tüketimi, kişiyi zayıflatır. 3 haftadan kısa sürede, kişi, bu şekilde 4–7 kilo verebilir. Bu ani kilo kaybı, yaşamsal hücrelere su veren, ters geçiş yapan dokulardaki depolanmış ödem sıvısının kaybıyla olur. Su tüketimi, çoğalırken hormona duyarlı yağ yakıcı enzimler de harekete geçirilir. Böylece hem kilo kaybı artar, hem de vücut daha orantılı olur.
Su olmayan bir diyet, hem yeterince etkili olmaz hem de zararlı atıkların vücutta birikmesine sebep olunur. Ne kadar çok su içilirse, vücudun yaktığı besinlerin atıkları, o kadar kolay atılır. Su, doğal idrar söktürücülerin en iyisidir. Rejim yapmakta olan bir kişinin organizması, tıpkı bir motor gibi çalışır ve enerjinin yakılması sonucu, ısı ve atıklar ortaya çıkar. Eğer bu atıklar düzenli olarak böbreklerden atılmazsa, vücutta birikir ve kilo verilmesi engellenir. Bu yüzden, böbreklerin tembel olmaması için sürekli su içilmelidir.

Yakın bir zaman önce, İsrailli bir gurup araştırmacı, 21 obez çocuğu, istirahat halindeki enerji tüketimine ilişkin incelediler. İstirahat enerjisi tüketimi (REE); uyurken, televizyon seyrederken veya sadece dalmış bir vaziyette otururken, ne hızda kalori yakıldığını gösterir. Araştırmacılar, çocuklara büyük bardaklarla su verdikten sonra, her 10 dakikada REE’leri ölçmeye başladılar. Beklenenden daha güçlü bir reaksiyonla karşılaştılar. İlk 24 dakika içinde REE artışa geçerken, 57’nci dakikada % 25’lik bir artış gözlendi ve bu etki 40 dakika boyunca sürdü. Bilim insanlarına göre, sadece belirtilen miktarda su içmek, 1 yıl içinde, 1,5 kilo verdirebilir.

Dehidrasyon belirtileri
1-Sebepsiz yorgunluk: su vücudun temel enerji kaynağıdır. Besinler bile vücutta su hidrolize olup enerji kazanana kadar yararlı olmazlar. Ayrıca sinir sisteminin enerji kaynağı sinirlerin kas ve eklemlerle bileşim yerlerinde üretilen hidroelektriktir.

2-Yüz kızarması: vücut susuz kalır ve beyin ihtiyacı olan suyu dolaşım sisteminden alamazsa, verdiği emirle kendisine ulaşan kan damarlarını genişletir. Yüz, hiç durmaksızın çevreyi gözleyip beyine bilgi veren sayısız sinir uçlarıyla dolu bir alıcıdır. Sinir uçlarının, suya ihtiyacı vardır. Bu yüzden, beyinde artan su ihtiyacı sonunda dehidrasyona girildiğini ve suya ihtiyaç olduğunu gösterir.

3-Sinirlilik ve sebepsiz öfke: öfke uzun vadede beyin enerjisini tüketen süreçtir. Sinirli insanlara birkaç damla su verilmelidir. Böylece sakinleştikleri ve yumuşadıkları görülür.

4-Endişe: bu durum beynin azalan su miktarı için duyduğu kaygının dışa yansımasıdır. Endişe, kişinin dehidrasyondaki vücuduna, su yerine susuzluğu giderecek başka içecekler verildiğini gösterir.

5-Keyifsizlik ve yetersizlik durumu: vücudun en değerli yapıtaşları aminoasit yedekleridir. Bu aminoasitler, sinir iletimi de dahil çeşitli işlevlerde kullanılır. Vücutta eksildiklerinde, beyin görevini tam olarak yerine getiremez. Dehidrasyon, aminoasitlerin bir kısmını hiç durmaksızın tüketir ve onların yetersizliği, keyifsizlik duygusunu tetikler.

6-Depresyon: susuz kalan vücudun yetersiz idrar üreterek atamadığı zehirli metabolik atıklardan kendini arındırmak için antioksidan gibi yaşamsal yapıtaşlarını kullanması durumudur. Bunların yetersizlikleri, vücutta depresyona sebep olur.

7-Baş ağrısı: ihtiyacı için, beynin dolaşım sistemini hızlandırdığının belirtisidir. Beyine giden kan, beyin hücrelerini sulandırmaya yetmezse, migren krizleri ortaya çıkar. Beyin hücreleri düzenli şekilde temizlemesi gereken zehirli metabolik atıklar üretir. Bu hücreler, kendi ortamlarında asitli maddeler barındırmazlar.

8-Özellikle yaşlılıkta uykusuzluk: vücut susuz kaldığında rahat bir gece uykusu uyunmaz. 8 saatlik bir uyku, solunum ve terlemeyle vücudu iyice susuz bırakır. Vücut su ve tuz alırsa, kısa sürede huzurlu bir uykuya dalar.

9-Sebepsiz sabırsızlık: bir insanın bir işte veya derste sabırsız davranması, beyin enerjisini tüketen süreçtir. Beyin, yedek enerjisi yoksa en kısa zamanda, buna son vermek ister. Vücut direncinin düşmesiyle birlikte kendini gösteren bu durum, sabırsızlık diye tanımlanır.

10-Dikkat süresinin aşırı kısalması: beynin başka bir işlev bozukluğudur. Beyin, ne kadar çok su olursa bellik bankalarına yeni bilgiler yerleştirmek için o kadar çok enerji üretir. Gazlı içecekleri çok tüketen çocuklarda dehidrasyona bağlı olarak dikkat eksikliği görülür.

11-Akciğer hastalığı veya solunum yetmezliği: herhangi bir fiziksel aktiviteye başlamadan önce, soluksuz kalmamak için önce su içilmelidir.
12-Kahve, çay, kolalı ya da alkollü içecekleri aşırı tüketmek: insanların bu tür içecekleri içmeyi sürdürmelerinin sebebi yüksek endorfin düzeyi bağımlılığıdır. Kahve ve alkolün bağımlılık yaratmasının ve giderek artan miktarlarda tüketilmesinin sebebi budur.

Aşırı duyarlı vücut işlevleri için: enerji açığa çıkaran histamin, geçici bir süre, suyun yerini alabilir. Böylece beklenmedik durumlarda devreye giren histamine güvenen vücut, dehidrasyonun sürmesine izin verir ve belli noktaya kadar bu duruma dayanır. Aşamalı gelişen dehidrasyon, önce vücudun fizyolojisinde sonra da kimyasında değişiklikler yapar.

Dehidrasyon sonuçları
Güçlü bir su akımı tarafından temizlenemediği için, hücre içinde biriken asidin yerine bağlı olarak ortaya çıkabilecek tipik sağlık sorunları şunlardır: mide ekşimesi, mide, göğüs, bel, Romatizmal eklem, migren, kolit, Romatizmal dokularda ağrılar, gebelikte sabah bulantısı ve bulimia yani anormal yeme alışkanlıkları görülür.

Dehidrasyon özellikle çocuklarda ölüme sebep olur. Çocuklarda ishal durumunda beklenilmeden, kurumayı önleme sıvısı hazırlanmalı ve sürekli içirilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir